Biyolojik Çeşitlilik Değerlendirme ve İzleme Çalışmaları
Biyolojik çeşitlilik; kara, deniz ve diğer su ekosistemleri ile bu ekosistemlerin bir parçası olan ekolojik yapılar dâhil olmak üzere, tüm canlı organizmaların ve yaşam alanlarının (habitatların) genetik, tür ve ekosistem düzeyinde gösterdiği farklılıkların tamamını ifade eder. Bu çeşitlilik; canlıların kendi aralarındaki, canlılar ile cansız çevre arasındaki ve zamana ile mekâna bağlı olarak değişen biyotik ve abiyotik etkileşimleri kapsar.
Biyolojik çeşitlilik genel olarak üç hiyerarşik düzeyde ele alınmaktadır:
Genetik Çeşitlilik
Genetik çeşitlilik, bir tür içerisindeki bireyler arasında bulunan genetik farklılıkları ifade eder. Bu farklılıklar; popülasyon, varyete, alt tür veya ırk düzeyinde ortaya çıkmakta ve türlerin çevresel değişimlere uyum yeteneğini belirlemektedir.
Tür Çeşitliliği
Tür çeşitliliği, belirli bir alanda veya bölgedeki canlı türlerinin sayısını ve çeşitliliğini ifade eder. Bir bölgedeki tür sayısı, o alanın tür zenginliğinin en temel göstergesi olarak kabul edilir.
Ekosistem Çeşitliliği
Ekosistem çeşitliliği; canlı organizmalar topluluğu ile bu topluluğun içinde bulunduğu fiziksel çevrenin karşılıklı etkileşimi sonucu oluşan ekolojik bütünlüğü kapsar. Ekosistemler yalnızca canlı bileşenlerden değil; yangın rejimi, iklim koşulları, besin döngüsü ve enerji akışı gibi cansız faktörlerden de oluşur. Bu nedenle biyolojik çeşitliliğin korunması, yalnızca türlerin değil, ekolojik süreçlerin ve işlevlerin de sürdürülebilirliğini gerektirir.
Ulusal ve Uluslararası Çerçeve
Türkiye, biyolojik çeşitliliğin küresel ölçekte korunmasına yönelik çalışmalara aktif olarak katılmış; bu kapsamda Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’ni (BÇS) 1992 yılında imzalamış ve 29 Ağustos 1996 tarihli ve 4177 sayılı Kanun ile onaylamıştır. Sözleşme, 14 Mayıs 1997 tarihinde ülkemizde yürürlüğe girmiştir.Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin temel hedefleri;
-Biyolojik çeşitliliğin korunması,
-Biyolojik kaynakların sürdürülebilir kullanımı,
-Genetik kaynaklardan elde edilen faydaların adil ve hakkaniyete uygun paylaşılmasıdır.
Bu hedeflere ulaşılabilmesi; biyolojik çeşitlilik unsurlarının mevcut durumunun ortaya konulması, değişim eğilimlerinin izlenmesi ve sürdürülebilirliği sağlayacak önlemlerin alınması ile mümkündür.
EMS Çevre Yaklaşımı
EMS Çevre olarak, biyolojik çeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir yönetimi kapsamında envanter çalışmaları, etki değerlendirmeleri, izleme programları ve raporlama faaliyetlerini bilimsel yöntemlerle yürütmekteyiz. Etkin ve sürekli izleme faaliyetleriyle, projelerin ekosistemler üzerindeki etkileri değerlendirilmekte ve koruma–kullanma dengesi gözetilerek uygulanabilir çözümler geliştirilmektedir.
Ülkemiz, biyolojik çeşitliliğin küresel ölçekte korunması hedefine yönelik çalışmalara aktif olarak destek vermiş; bu kapsamda birçok uluslararası girişim ve anlaşmaya taraf olmuştur. Türkiye, Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’ni 1992 yılında imzalamış, 29 Ağustos 1996 tarih ve 4177 sayılı Kanun ile onaylamış; sözleşme 14 Mayıs 1997 tarihinde ülkemizde yürürlüğe girmiştir. Bu çerçevede biyolojik çeşitliliğin korunması, izlenmesi ve sürdürülebilir yönetimi, yatırım ve planlama süreçlerinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.